13/4/2009 - KONU İSTEĞİ - BİLİM ÇOCUK'TAN BİR BÖLÜM |
Yeni Zelanda'nın Massey Üniversitesi'nden Profesör David Penny ile Oxford Üniversitesi'nden evrim uzmanı Dr. Matt Phillips, ''Trends in Ecology and Evolution'' adlı Yeni Zelanda dergisindeki makalelerinde, dinozorların neslinin tükenmesine yol açan göktaşı teorisinin yeniden gözden geçirilmesi yönünde görüş bildirdi. Bilim adamları, ''Jeofizikçiler 25 yılda, dinozorlar ile pterozorların neslinin tükenmesinin başlıca nedeninin dünyaya göktaşı çarpması olduğu konusunda en ufak bir kanıt ileri sürmedi'' dedi. Dinozorların neslinin dünyaya göktaşının çarpması yüzünden tükendiğini ifade eden teoride, ''kuşlar ve memelilerin, 65 milyon yıl önce 'Kretase' (Tebeşir Dönemi: 136-65 milyon yıl önce) sonunda göktaşının dünyaya çarpmasından sonra yeryüzünde gelişmeye başladığı'' ifade ediliyor. Bilim adamları, 80-90 milyon yıl önce çeşitlenmeye başlayan kuşlar ile memelilerin, 20-30 milyon yıl önce sayıca dinozorların önüne geçmeye başladığını belirtti. David Penny, ''dinozorların neslinin tükendiği dönem ve kuşlar ile memelilerin çoğaldığı dönemin belirlenmesi amacıyla, fosillerin incelenmesi yoluyla, farklı türdeki dinozorların, kuşların ve memelilerin yeryüzünde yaşadığı dönemin öğrenilebileceğini'' kaydetti.
Bilim Çocuk dergisinden alıntıdır.
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
8/4/2009 - ÇERNOBİL REAKTÖR KAZASI |
Çernobil Nükleer Santralı Patlaması
Çernobil Nükleer Santral’i Kiev’in 140 km kuzeyinde, Dinyeper ırmağı üzerinde baraj gölü kıyısında 1972′de kuruluydu. Her biri 1000 megawatt gücünde RBMK (kaynar sulu çok güçlü reaktör) tipi dört reaktörü vardı.
Çernobil Nükleer Santralı kazası 26 Nisan 1986′da, 01:23′te gerçekleşti. 25 Nisan günü santralın 4 numaralı reaktörünün olağan bakımı için kapatılmasından önce gereken bir deneyi yapmak üzere teknisyenler gücü yarıya azalttı, iki türbinden birini durdurdu. Reaktörün kalbindeki 215 denetim çubuğundan, 8 tanesi dışında, hepsi çıkarıldı. Oysa paçalanma sürecinin denetim altında tutulması için en az 30 çubuğun bırakılması gerekiyordu. Daha sonra; en az 700 MW olması gereken gücü 200 MW’a düşürdüler. Deney sırasında reaktörün kapanmasını önlemek için, bir tehlike anında reaktörü kapayan güvenlik sistemini devreden çıkardılar. 12 saat süren deney sırasında soğutma sistemi de kullanılmadı. Daha fazla buhar sağlamak için 8 pompa birlikte çalıştırıldı; buhar basıncı giderek yükseldi. Üstelik acil soğutma sistemi de devre dışı bırakıldığı için sıcaklık artışı önlenemedi. Bu kez reaktörde zincirleme tepkimenin durdurulmasına karar verildi ancak denetim çubukları yerlerine yerleştirilemedi. Reaktörün gücü birkaç saniye içinde 200 MW’tan 540 MW’a çıktı. Sonuçta buhar basıncı reaktör çatısının uçmasına yol açtı. Radyoaktif ve hidrojen patladı. Reaktörün kalbindeki grafit tutuştu ve yakıt parçacıkları havaya yayılmaya başladı. Reaktörün yaydığı tüm radyasyonun %25′i ilk anda geri kalanı da sekiz gün süreyle çevreyi etkiledi. Santralda bulunanlar ilk anda 400 remlik bir radyasyon aldılar (öldürücü doz 200 rem). 25 Ağustos’a kadar ölenlerin sayısı 31′i buldu. Öte yandan doğrudan radyasyon alanlar arasında kanserden binlerce kişinin öleceği ileri sürülmekteydi. Santral çevresinde 40 km yarıçapındaki daire içinde bulunanlar ortalama 12 rem radyasyonla karşılaştılar. Ertesi gün ölçülen radyasyon normalin 100.000 katıydı; iki gün sonra 500 katına düştü. 135.000 kişi çevreden boşaltılarak başka yönlere taşındı. Reaktör kalbine gereken ölçü aletleri yerleştirildikten sonra çevrenin temizlenmesi için reaktör binası 410.000 metreküp çimento ve 7.000 ton çimento kullanılarak gömüldü. Ayrıca yeraltı sularının etkilenmesini engellemek amacıyla bir tünel açılıp binanın altı betonlandı. Bir yıl sonra reaktörün iç sıcaklığı 100 dereceye düştü. Akarsuların temizlenmesi için Pripyat ve Uz ırmakları üzerine 130 filtre görevi gören baraj kuruldu. Bir yandan Kiev’e su sağlayan Dinyeper göllerinin kirlenmesi önlenirken, öte yandan yeni bir su verme sistemi oluşturuldu. Kentin tüm besin maddeleri başka yörelerden getirildi. Çevredeki 7.000 kuyu kapatıldı.
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
25/3/2009 - İLK 20 ELEMENT VE KULLANIM ALANLARI (istek ödev) |
ELEMENTLER VE KULLANIM ALANLARI 1. Hidrojen (H): Ticari gübrelere azot bağlanmasında, katı ve sıvı yağların doyurulma işleminde (hidrojenasyon), metanol, amonyak ve hidroklorik asit gibi bileşiklerin eldesinde kullanılır. Kaynak yapımında, hidrojen balonlarını şişirmede ve petrolün işlenmesinde kullanılmasının yanında, şimdilik daha çok roketlerde olmak üzere yakıt olarak da kullanılır. "Hidrojen Yakıt Gözeleri", hidrojen gazından elektrik enerjisi eldesi için geliştirilmekte olan bir teknolojidir. Çevre dostu hidrojen, doğal gaz ve benzine alternatif olarak kabul edilmesinin yanında, kimyasal işlemlerde, metalürjide ve rafinerilerde de kullanılabilecek niteliktedir. Döteryum ve trityum izotopları da, nükleer fisyon ve füzyon işlemlerinde kullanılmaktadır.
2. Helyum (He): Zeplin ve balon gibi hava taşıtlarını şişirmede kullanımıyla bilinen helyum gazı; kaynakçılıkta, germanyum ve silisyum kristallerinin yapımında, titanyum ve zirkonyum eldesinde, süpersonik rüzgar tünellerinde ve derin dalış tüplerinde de kullanılır. Ayrıca, düşük sıcaklık araştırmalarında ve nükleer enerji santrallerinde "soğutucu" olarak da önemlidir. Tüm elementler arasında, en düşük erime ve kaynama sıcaklıkları helyuma aittir. Makro ölçüde bile atomik özelliklerini göstermesi nedeniyle "kuantum sıvısı" olarak da adlandırılan ve ısı iletkenliği olağanüstü derecede yüksek olan sıvı helyum, manyetik rezonans görüntülemede (MRI) ve kanser teşhisi için MRE'de de kullanılır. Yakın zamanda, sıvı roket yakıtı sıkıştırmada da helyumdan faydalanılmaya başlandı.
3. Lityum (Li): Seramik ve cam yapımında, pil üretiminde, yağlayıcı ve alaşım sertleştirici maddelerin bileşiminde, A vitamini sentezinde, nükleer santrallerde soğutucu görevinde ve roketlerde itici kuvvet sağlamada kullanılır. Katı elementler içinde en yüksek özgül ısı kapasitesine sahip olması nedeniyle, ısı iletiminde kullanılan sıvıların bileşiminde yer alır. Ancak, su ya da asit gibi çözücülerle karşılaştığında yüksek bir patlama ya da parlama özelliğine sahip olması ve özellikle sinir sistemi için zehirli etki göstermesi nedeniyle, dikkatli kullanılması gerekir. Bazı lityum bileşikleri, beyin rahatsızlıkları ve psikolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların içeriğinde yer alır.
4. Berilyum (Be): Yüksek oranda ısı emebilme özelliği nedeniyle, hava ve uzay taşıtlarında, iletişim uydularında, nükleer santrallerde ve füze yapımında kullanılır. Ayrıca, hafif metal alaşımlarında, X-ışını tüplerinin pencerelerinde ve saat zembereklerinin yapımında da kullanılır. Yüksek bir erime noktasına sahip olması, hafifliği ve çelikten çok daha esnek bir metal olması nedeniyle, bilgisayar parçaları yapımında, jiroskoplarda ve inşaat sektöründe sık tercih edilen bir elementtir. Berilyumun bakır alaşımı da, kaynak yapımında, elektrik bağlantılarında ve elektrotlarda kullanılır. Zümrüt ve akuamarin, berilyumun değerli kristal formlarıdır. Berilyum ve tozları, zehirli olmalarının yanında, özellikle akciğerlerde kansere yol açabilmektedirler.
5. Bor (B): Amorf bor, ayırt edici yeşil rengi için pirotekni (fişekçilik) alanında ve ateşleyici olarak roketlerde kullanılır. Tenis raketlerinin, nükleer santrallerde kullanılan regülatörlerin ve ısıya dayanıklı cam ürünlerinin yapımında da önem taşır. Borun en önemli ticari bileşiği, yalıtım amaçlı cam elyafının ve bir ağartıcı olan sodyum perboratın yapımında kullanılmaktadır. Diğer bor bileşikleri de, borosilikat camların yapımında kullanılır. Tekstil alanında önem taşıyan bir diğer bor bileşiğiyse, borik asittir. Elektriğe kaşı yalıtkan davranırken, bir metalinkine benzer ısı geçirgenliği gösteren boron nitrit bileşiği, aynı zamanda, karıştırıldığı herhangi bir maddeyi elmas sertliğine getirici özelliktedir. Titanyum ve tungsten ile birlikte kullanımı sonucunda, ağırlığı düşük ancak ısıya karşı dirençli alaşımlar elde edilir. Boron-10 izotopu, nükleer santrallerde ortamdaki nötronları hızla emerek tepkimeleri yavaşlatmak ya da durdurmak için, nükleer radyasyona karşı kalkan olarak ve nötron belirleyici aletlerde kullanılır. Yakın zamanda artrit (eklem iltihabı) tedavisinde kullanılmaya başlanan bor bileşikleri de umut vaat ediyor. Göz dezenfektanlarının bileşiminde de bor bulunuyor.
6. Karbon (C): Tüm organik bileşiklerin yapısına giren karbon, sıvı yağların dehidrasyonunda (sudan arındırılmasında), ayrıca demir ve alaşımlarının işlenmesinde kullanılır. Çelik yapımında, nükleer tepkimelerin kontrolünde, lastiklerin renklendirilmesinde, plastik sanayinde, boya pigmentlerinin eldesinde ve yağlayıcı maddelerin yapımında da bu elementten yararlanılır. Kurşun kalemlerde kullanılan grafit formu ve elmas formu, karbon elementinin iki önemli allotropudur. Karbon-14 izotopu da, radyoaktif yaş tayininde kullanılır. Karbonun "fulleren" denen küre biçimli ya da "nanotüp" denen silindir biçimli molekülleri de, son yıllarda özellikle elektronik ve nanoteknoloji alanlarında devrimsel ilerlemeler sağlamaktadır.
7. Azot (N): Standart sıcaklık ve basınç altında son derece kararlı olan ve atmosferin %78'ini oluşturan azot gazı, besinlerin ve kimyasalların saklanmasında kullanılır. Çok soğuk olan (-196°C) sıvı azotsa, çok düşük sıcaklıklarda gerçekleştirilmesi gereken dondurma işlemlerinde kullanılır. Sperm bankalarında spermlerin dondurularak saklanması, sıvı azotla gerçekleştirilir. Ticari olarak en çok değer taşıyan azot bileşiği amonyaktır (NH3). Güçlü bir çözücü olan amonyak, gübrelerin bileşiğinde bulunan ve plastik endüstrisinde de önemli yeri olan "üre" maddesinin eldesinde kullanılır. Azot, proteinler başta olmak üzere, organik bileşiklerin yapısında yer alan çok önemli bir elementtir. Azotun tüm bileşikleri, ya oksitleyici özelliktedirler, ya da güçlü birer reaktiftirler. Bu nedenle de, uygun koşullarda şiddetli tepkimeler verirler. Bunların arasında TNT (trinitrotoluen), ve amonyum nitrat sayılabilir.
8. Oksijen (O): Bitkilerin ve hayvanların yaşamlarını devam ettirebilmeleri, solunum gazı olan oksijenin (O2) varlığına bağlıdır. Atmosferin %21'i, oksijen gazından oluşmaktadır. Hastanelerde, solunum rahatsızlıkları gösteren hastaların tedavisi için de oksijen gazı sıkça kullanılır. Ayrıca çelik üretiminde, kaynak yapımında, suyun saflaştırılmasında ve beton eldesinde de oksijen kullanılır. Paslanma da, oksijenin varlığında gerçekleşir.
9. Flor (F): Flor ve bileşikleri, uranyum başta olmak üzere, çok sayıda ticari kimyasalın üretiminde kullanılır. Hidroflorik asit, aydınlatma ampullerinin camları üzerine yazı yazılması işleminde kullanılırken; son yıllarda ozon tabakası üzerindeki zararlı etkilerinden dolayı üretimi ve kullanımı sınırlandırılmaya çalışılan kloroflorokarbon gazları (CFC) havalandırma ve soğutma aygıtlarında kullanılır. Teflon içeriğinde de flor yer alır. Diş macunları içeriğinde bulunan florit, belirli bir oranın altında olduğu sürece, diş çürüklerinin oluşumunu önler.
10. Neon (Ne): Akla gelen ilk kullanım alanı renkli reklam aydınlatmaları olsa da; yüksek voltaj göstergelerinde, paratonerlerde, dalga metre tüplerinde ve televizyon tüplerinde de neon kullanılır. Gaz lazerlerinin yapımında, helyumla birlikte kullanılır. Sıvı neon, günümüzde ticari olarak elde edilebilmekte ve soğutucu olarak kullanılmaktadır.
11. Sodyum (Na): Eczacılık, tarım ve fotoğrafçılık alanlarında sıkça kullanılır. Sokak aydınlatmalarında, pillerde, cam yapımında ve sofra tuzu (NaCl) eldesinde kullanılan önemli bir bileşendir. Sıvı sodyum, nükleer santrallerde soğutucu görevinde de kullanılmaktadır. Dünya kabuğunun %2.6'sını oluşturan sodyum, dünyada en bol bulunan altıncı elementtir ve alkali metaller arasında da en bol bulunanıdır. Buna karşın, doğada element halinde rastlanmaz ve kuru sodyum kloridin (NaCl) elektrolizi yoluyla elde edilir. Metal hali, esterlerin (oksijenli asitler ve alkollerin tepkimesi sonucu oluşan maddeler) ve çeşitli organik bileşiklerin eldesi için önemlidir. Çeşitli alaşımların yapılarının kuvvetlendirilmesinde ve dökme metallerin saflaştırılmasında kullanılır. NaK alaşımı, önemli bir ısı ileticisidir. Sodyum elementinin diğer önemli bileşikleriyse soda külü (Na2CO3), kabartma tozu (NaHCO3) ve sodyum nitrattır (NaNO3).
12. Magnezyum (Mg): Fotoğraf makinelerinin gövde ve flaş kaplamalarında, işaret fişeklerinde ve yangın bombaları başta olmak üzere pirotekni alanında yoğun olarak kullanılır. Alüminyumdan üçte bir oranında daha hafif olması nedeniyle, alaşımlarından uçak ve füze yapımında faydalanılır. Eczacılık alanında önem taşıyan bileşikleri de vardır. İtici özellikteki bileşiklerin yapısına katılır. Döküm demir yapımında ve uranyum başta olmak üzere çeşitli metallerin tuzlarından saflaştırılması işleminde kullanılır. Şömine tuğlalarının, aydınlatma ampullerinin, renk maddelerinin ve filtrelerin yapımında da yeri vardır.
13. Alüminyum (Al): Çeşitli mutfak aletlerinin ve dekorasyon malzemelerinin ana yapım maddesidir. Bakır, magnezyum ve diğer metallerle oluşturduğu alaşımlar, saf halinden çok daha güçlü özelliklere sahiptir. Bu nedenle de bu tip alaşımlar; hafif ancak güçlü metallerin gerek duyulduğu, başta füze ve uçak yapımı olmak üzere, her türlü alanda kullanılır. Teleskop aynaları kaplamalarında ve dekoratif kağıtların yapımında da bu elementten yararlanılır. Elektrik iletkenliği bakırın yalnızca %60'ı kadar olsa da, hafif yapısı nedeniyle elektrik iletim hatlarında kullanılır.
14. Silisyum (Si): Silisyum ya da silikon, kullanım alanı en geniş olan elementlerden biridir. Kum ve kil formu, beton ve tuğla yapımında kullanılır. Yüksek sıcaklıklarda çalışma koşullarına çok dayanıklı bir elementtir. Silikat formuysa, mine, emaye ve çanak-çömlek yapımında önemlidir. Çeliğin bileşimine de katılır. Kusursuz mekanik, optik, termal ve elektriksel özellikler taşıyan en ucuz madde olan kum halindeki silika, camın da esas bileşenidir. Aşırı saf silisyum, bor, galyum, fosfor ya da arsenik ile güçlendirildiğinde; transistörler, güneş gözeleri ve doğrultucular gibi, elektronik endüstrisinde büyük önem taşıyan aygıtların yapımında kullanılan silikon karışımları elde edilir. Diatomlar ve radyolaryalar gibi omurgasızların dış iskeletlerinin yapısına katılması nedeniyle de, yaşamsal önem taşımaktadır. Bu dış iskeletler, daha sonra dibe çökerek, çeşitli kayaçların yapısına katılır. Bitkilerin ve insan iskeletinin yapısında da silisyum bulunur. Silikon karbid (SiC), bilinen en sert maddelerden biridir.
15. Fosfor (P): Çeşitli alaşımların yapımına katılan fosfor, sodyum ampullerinin yapımında kullanılan camların eldesinde önemlidir. Fosforik asit, özellikle gübre eldesindeki kullanımıyla, son yıllarda tarım ve hayvancılıkta büyük önem taşır hale gelmiştir. Havai fişek, kibrit, deterjan ve diş macunu yapımında kullanılan fosfor, zararlılarla mücadelede kullanılan çoğu kimyasalın (pestisitlerin) bileşiminde de bulunur. Canlılarda hücre içeriğinin yaşamsal bir bileşeni olarak, özellikle sinir ve kemik dokuları için çok önemlidir. Kemik külünden elde edilen kalsiyum fosfat, kabartma tozunun yapısına katılan mono kalsiyum fosfatın eldesinde kullanılır. Trisodyum fosfat ise, suların yumuşatılmasında, temizlikte ve paslanmaya karşı kullanılan önemli bir fosfat bileşiğidir.
16. Kükürt (S): Siyah barutun ve pillerin temel bileşenlerinden biri olan kükürt, mantar öldürücü kimyasalların (fungusitlerin) ve doğal kauçuğun yapımında kullanılır. Fosfat içerikli gübrelerin bileşimine de katılan kükürtün, ticari açıdan en fazla değer taşıyan bileşiği sülfürik asittir. Sülfit kağıdı başta olmak üzere çeşitli kağıtların yapımında, buharla dezenfekte işlemlerinde ve kurutulmuş meyvelerin ağartılmasında kullanılır. Yağların, vücut sıvılarının ve iskelet için gerekli minerallerin yapısında yer alması nedeniyle de, yaşamsal önem taşır.
17. Klor (Cl): Dünyanın her yerinde, içme sularının dezenfekte edilmesinde kullanılır. Ayrıca, kağıt yan ürünlerinin, boya maddelerinin, tekstil ürünlerinin, petrol ürünlerinin, çeşitli ilaçların, antiseptiklerin, böcek öldürücülerin (insektisitlerin), çözücülerin, plastik ürünlerin ve çok çeşitli tüketim malzemelerinin eldesinde kullanılır. Kloroflorokarbonlar (CFC), kloratlar ve kloroform gibi çok çeşitli bileşiklerin yapısında yer alması nedeniyle, kimya endüstrisinde önemli yer tutmaktadır.
18. Argon (Ar): Elektrikli aydınlatma ampullerinde ve floresan tüplerde kullanılır. Elektrik arklarıyla yapılan kesim ve kaynak işlemlerinde, ayrıca, silikon ve germanyum kristallerinin üretiminde koruyucu soygaz olarak kullanılır. Titanyum ve benzeri reaktif elementlerin eldesinde rol oynar. Radyasyon seviyelerini ölçen Geiger sayaçlarında da kullanılır.
19. Potasyum (K): Bitkilerin gelişimi için çok önemli bir element olan potasyum, çoğu toprak tipinin bileşiminde yer alır ve gübrelerin yapısına da katılır. Cam, sabun, lens ve benzeri maddelerin yapımında, ayrıca yanıcı-patlayıcı maddelerin bileşiminde kullanılır. Sodyum ve potasyum alaşımı (NaK), iyi bir ısı ileticidir. Potasyumun çoğu tuzu, hem kimyasal hem de ticari açıdan önem taşır: örneğin, potasyum nitrat, potasyum karbonat, potasyum sülfat, vs.
20. Kalsiyum (Ca): Toryum, uranyum ve zirkonyum gibi metallerin hazırlanmasında ve çeşitli alaşımların eldesinde kullanılır. Sıvı yağların dehidrasyonunda da kalsiyumdan yararlanılır. Canlıların kemik, diş, kabuk ve benzeri dış iskelet yapılarında yer alır. Bitkilerin bünyesinde de bulunur. Dünya kabuğundaki en bol beşinci element olması karşın, çok reaktif olması nedeniyle asla element halinde bulunmaz. Kireçtaşı, jips ve floritin yapısında da vardır.
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
20/3/2009 - RAP MÜZİĞİN TARİHÇESİ (istek konu) |
Bir arkadaşımız rap müziğin tarihçesini bulmamı istedi. Ben araştırdığım kadarını blogumda yayınlıoyrum, umarım işine yarar...
Rap Müziğin Tarihi Kısaltılmış haliyle, Rythmic American Poetry ( Ritmik Amerikan Şiirleri ) olan Rap müzik, 1970li yılların başlarında New York’un gettolarında doğdu. Amerika’da Harlem, Bronx gibi ezilen ve adeta insan muamelesi göremeyen siyahların yoğun olduğu yerlerde siyahi müzisyenler rapin temellerini attı. Müzisyenler, Jazz, R&B ( Rhytme and Blues ) ve Funk müziklerini karıştırarak, bir beat ( müzik altyapısı ) yapıp üstüne de ryming ( uyak ) yaparak doğaçlama olarak yeni bir müzik akımını başlattılar. Rap müziğin beraberinde getirdiği bir takım kavramları da burada incelemekte fayda var: Graffiti ( sanatsal zaruretler gereği oluşan ) yazı çizim sanatı, özellikle Paris, New York gibi büyük metropollerde ve gettolarda kendine yer buluyordu . Freestyle, doğaçlamadır. Bu yönüyle Anadolu’da yıllardır var olan aşık atışmasına benzemektedir. Bol giyinmek ise, düzgün fiziği belli etmeyi ve dar giyimden oluşan rahatsızlığı protesto etme ve insanları özgür bırakarak rahatlığı ön plana çıkarmasından ileri geliyordu. Breakdance ise, gerek figürleri gerekse fiziği kullanışıyla aşırı efor gerektiren bir dans türü olup bu açıdan da sürekli hareket i temsilden ileri gelmekteydi. Hip-Hop ise bütün bunların geneline verilen isimdi. Rap müziğin tarihine baktığımızda, 80li yıllara kadar beklenen ilginin rap müziğine gösterilmediğini görmekteyiz. Ancak 80li yıllardan sonra müzikle beraber teknolojinin de gelişme göstermesi ile birlikte, rapte kullanılan sample ( üst müzikler ) lar ciddi bir patlama göstermiştir. Bu sayede başta Amerika ve Avrupa olmak üzere birçok metropollerde rap müzik ve beraberinde kültürü yayılmaya başlamıştır. Rap müzik sanıldığının aksine sadece argo terimler içeren bir müzik değildir, hakeza kendi içinde birçok çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri; West Coast Rap; daha çok hayatın güzelliklerini, para ve kadını konu alırken, East Coast Rap; daha çok depresif, adaletsizlik, eşitsizlik gibi bireysel ve sosyal meseleleri ele alan bir çeşit olmuştur. Yukarıda anlatılanları aklımızda tutarak rap müzik hakkında biraz daha gezinti yapalım. Lenin’in tabiriyle; dünya ezenler ve ezilenler olarak geçmişten günümüze var olagelmiştir. Bu nedenden dolayıdır ki, bugün Fransa’daki rapperların birçoğu siyah ya da Arap, İngiltere’de Hintli, Almanya’da ise Türk olmuştur. Çünkü ezilmiş olmak, ikinci sınıf insan olmak ve bu şekilde muamele görmek, bir yerlere ait olamamak; agresifleşmeyi, suçu da beraberinde getirir. Bilinen yargısıyla rap müzikte argo ve bol derecede küfür kullanımı da işte buradan gelmektedir. Amerika’da beyaz adamın elinden alınmaya çalışılan hak ve adaletle boy göstermeye başlamış olan rap müzik, pop gibi müzik tarzlarıyla sadece ve sadece düzenin çarkında aşk ve güzellikleri işleyen popüler kültür ede bir anlamda isyan bayrağı çekmiş oluyordu. Türkiye’de Rap Müziğin Tarihi Öncelikle Türkiye'nin "rap"inin, TürkçeRap olduğunu söyleyelim. Türkler arasında rap ilk olarak yukarıda da söz ettiğimiz gibi Almanya’da yaşayan Türkler arasında yayılmaya başlamıştır. Almanya’daki Türkler 90lı yılların başından itibaren yöneldikleri Rap müziğin ülkemize taşınmasında öncü olmuşlardır. Böylece, Cartel’le beraber 95 yılında rap müzik ülkemizde ciddi anlamda boy göstermeye başlamış oldu. Türkiye’de ve diğer ülkelerde rap müziğin ilk çıktığı yıllardaki argo üslubunun, dinleyici kitlesinin ve daha kaliteli, marjinal ve ehil rapperların artmasıyla bir anlamda entelektüel bir üsluba dönüştüğünün altını özellikle çizmek gerekir. Türkiye’de rap sanılanın aksine büyük ilgi gördü ve ulaştığı kitle her geçen gün daha da büyümekte.Bugün, rapirlerin albüm satışlarının hızlı bir biçimde arttığına şahit olmaktayız. Lakin, ilk yıllarda rap müziğe karşı duyulan önyargı ortadan kalkmış, bugünlere gelinen noktada artık rap müzik "aileye ulaşan" bir müzik türü olabilmeyi başarmıştır. Yıllardır duyduğumuz "Her Türk şair doğar" anlayışını da hatırlayacak olursak, rap müziğin ehil rappirlerin ustaca lirikleriyle bir anlamda Türk insanının şiir ihtiyacını da karşıladığını söylemek sanırım abartı olmayacaktır. Bir başka neden ise, şüphesiz Türkiye’de rapin, diğer ülkelerde olduğu gibi etnik guruplar yerine, halkın tüm kesimlerine kucak açmasıdır. Tabiî ki de, sürekli olarak birbirlerine kırdırılmaya çalışılan, en temel değerleri, hatta dinleri bile değiştirilmeye çalışılan, gençliği para, seks ve uyuşturucu üçgeninde yok edilmeye çalışılan, bütün geleneksel, dini değerleriyle bir üçüncü dünya ülkesinin evlatları olabildiğince protest ve pesimist olacaktır. |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
9/3/2009 - KONU İSTEKLERİ :) |
İstediğiniz bir konu varsa yorumla belirtin, blogumda yayımlarım, ancak bazı konuları bulamayabilirim, böyle bir durum olursa şimdiden özür dilerim ancak elimden geldiği kadar uğraşırım :)

|
| • 8 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
Bu blogda istediğiniz derslerdeki ödevlerinizi veya bilgileri bulabilirsiniz.
Kategoriler
Arkadaşlarım
• kalender2006 • ozelegitimci • ilhankoruyucu • opalankok • blogdenizi • 96bloom96 • 959866 • winxwitchcornelia • 09gamze09 • pericikasena • papatyaoyun • disneyariel • bilgisayaregitimlerimiz • sedavesevda97 • gulcincornelia • kavakyelleri821 • sedobot • pcland • egirls • cemrehepsi1fan • enlerimiz • johnnybravofan • orjinalcizim • prenskaspiyan
|