Bloguma uğradığınız için teşekkürler, burada Fen ağırlıklı olmak üzere bütün dersler ve diğer konulardan yazılarım var. Yorumlarınızı bekliyorum.
Bilgi Kutusu - ****************** BİLGİ DÜNYASI ***************** - Blogcu



****************** BİLGİ DÜNYASI *****************

13/4/2009 - KONU İSTEĞİ - BİLİM ÇOCUK'TAN BİR BÖLÜM

Kategori: Bilgi Kutusu
Yeni Zelanda'nın Massey Üniversitesi'nden Profesör David Penny ile Oxford Üniversitesi'nden evrim uzmanı Dr. Matt Phillips, ''Trends in Ecology and Evolution'' adlı Yeni Zelanda dergisindeki makalelerinde, dinozorların neslinin tükenmesine yol açan göktaşı teorisinin yeniden gözden geçirilmesi yönünde görüş bildirdi. Bilim adamları, ''Jeofizikçiler 25 yılda, dinozorlar ile pterozorların neslinin tükenmesinin başlıca nedeninin dünyaya göktaşı çarpması olduğu konusunda en ufak bir kanıt ileri sürmedi'' dedi. Dinozorların neslinin dünyaya göktaşının çarpması yüzünden tükendiğini ifade eden teoride, ''kuşlar ve memelilerin, 65 milyon yıl önce 'Kretase' (Tebeşir Dönemi: 136-65 milyon yıl önce) sonunda göktaşının dünyaya çarpmasından sonra yeryüzünde gelişmeye başladığı'' ifade ediliyor. Bilim adamları, 80-90 milyon yıl önce çeşitlenmeye başlayan kuşlar ile memelilerin, 20-30 milyon yıl önce sayıca dinozorların önüne geçmeye başladığını belirtti. David Penny, ''dinozorların neslinin tükendiği dönem ve kuşlar ile memelilerin çoğaldığı dönemin belirlenmesi amacıyla, fosillerin incelenmesi yoluyla, farklı türdeki dinozorların, kuşların ve memelilerin yeryüzünde yaşadığı dönemin öğrenilebileceğini'' kaydetti.

Bilim Çocuk dergisinden alıntıdır.
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

8/4/2009 - ÇERNOBİL REAKTÖR KAZASI

Kategori: Bilgi Kutusu

Çernobil Nükleer Santralı Patlaması


Çernobil Nükleer Santral’i Kiev’in 140 km kuzeyinde, Dinyeper ırmağı üzerinde baraj gölü kıyısında 1972′de kuruluydu. Her biri 1000 megawatt gücünde RBMK (kaynar sulu çok güçlü reaktör) tipi dört reaktörü vardı.

Çernobil Nükleer Santralı kazası 26 Nisan 1986′da, 01:23′te gerçekleşti. 25 Nisan günü santralın 4 numaralı reaktörünün olağan bakımı için kapatılmasından önce gereken bir deneyi yapmak üzere teknisyenler gücü yarıya azalttı, iki türbinden birini durdurdu. Reaktörün kalbindeki 215 denetim çubuğundan, 8 tanesi dışında, hepsi çıkarıldı. Oysa paçalanma sürecinin denetim altında tutulması için en az 30 çubuğun bırakılması gerekiyordu. Daha sonra; en az 700 MW olması gereken gücü 200 MW’a düşürdüler. Deney sırasında reaktörün kapanmasını önlemek için, bir tehlike anında reaktörü kapayan güvenlik sistemini devreden çıkardılar. 12 saat süren deney sırasında soğutma sistemi de kullanılmadı. Daha fazla buhar sağlamak için 8 pompa birlikte çalıştırıldı; buhar basıncı giderek yükseldi. Üstelik acil soğutma sistemi de devre dışı bırakıldığı için sıcaklık artışı önlenemedi. Bu kez reaktörde zincirleme tepkimenin durdurulmasına karar verildi ancak denetim çubukları yerlerine yerleştirilemedi. Reaktörün gücü birkaç saniye içinde 200 MW’tan 540 MW’a çıktı. Sonuçta buhar basıncı reaktör çatısının uçmasına yol açtı. Radyoaktif ve hidrojen patladı. Reaktörün kalbindeki grafit tutuştu ve yakıt parçacıkları havaya yayılmaya başladı. Reaktörün yaydığı tüm radyasyonun %25′i ilk anda geri kalanı da sekiz gün süreyle çevreyi etkiledi. Santralda bulunanlar ilk anda 400 remlik bir radyasyon aldılar (öldürücü doz 200 rem). 25 Ağustos’a kadar ölenlerin sayısı 31′i buldu. Öte yandan doğrudan radyasyon alanlar arasında kanserden binlerce kişinin öleceği ileri sürülmekteydi. Santral çevresinde 40 km yarıçapındaki daire içinde bulunanlar ortalama 12 rem radyasyonla karşılaştılar. Ertesi gün ölçülen radyasyon normalin 100.000 katıydı; iki gün sonra 500 katına düştü. 135.000 kişi çevreden boşaltılarak başka yönlere taşındı.

Reaktör kalbine gereken ölçü aletleri yerleştirildikten sonra çevrenin temizlenmesi için reaktör binası 410.000 metreküp çimento ve 7.000 ton çimento kullanılarak gömüldü. Ayrıca yeraltı sularının etkilenmesini engellemek amacıyla bir tünel açılıp binanın altı betonlandı. Bir yıl sonra reaktörün iç sıcaklığı 100 dereceye düştü.

Akarsuların temizlenmesi için Pripyat ve Uz ırmakları üzerine 130 filtre görevi gören baraj kuruldu. Bir yandan Kiev’e su sağlayan Dinyeper göllerinin kirlenmesi önlenirken, öte yandan yeni bir su verme sistemi oluşturuldu. Kentin tüm besin maddeleri başka yörelerden getirildi. Çevredeki 7.000 kuyu kapatıldı.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

20/3/2009 - RAP MÜZİĞİN TARİHÇESİ (istek konu)

Kategori: Bilgi Kutusu
Bir arkadaşımız rap müziğin tarihçesini bulmamı istedi. Ben araştırdığım kadarını blogumda yayınlıoyrum, umarım işine yarar...

Rap Müziğin Tarihi

Kısaltılmış haliyle, Rythmic American Poetry ( Ritmik Amerikan Şiirleri ) olan Rap müzik, 1970li yılların başlarında New York’un gettolarında doğdu. Amerika’da Harlem, Bronx gibi ezilen ve adeta insan muamelesi göremeyen siyahların yoğun olduğu yerlerde siyahi müzisyenler rapin temellerini attı. Müzisyenler, Jazz, R&B ( Rhytme and Blues ) ve Funk müziklerini karıştırarak, bir beat ( müzik altyapısı ) yapıp üstüne de ryming ( uyak ) yaparak doğaçlama olarak yeni bir müzik akımını başlattılar. Rap müziğin beraberinde getirdiği bir takım kavramları da burada incelemekte fayda var: Graffiti ( sanatsal zaruretler gereği oluşan ) yazı çizim sanatı, özellikle Paris, New York gibi büyük metropollerde ve gettolarda kendine yer buluyordu . Freestyle, doğaçlamadır. Bu yönüyle Anadolu’da yıllardır var olan aşık atışmasına benzemektedir. Bol giyinmek ise, düzgün fiziği belli etmeyi ve dar giyimden oluşan rahatsızlığı protesto etme ve insanları özgür bırakarak rahatlığı ön plana çıkarmasından ileri geliyordu.

Breakdance ise, gerek figürleri gerekse fiziği kullanışıyla aşırı efor gerektiren bir dans türü olup bu açıdan da sürekli hareket i temsilden ileri gelmekteydi. Hip-Hop ise bütün bunların geneline verilen isimdi.

Rap müziğin tarihine baktığımızda, 80li yıllara kadar beklenen ilginin rap müziğine gösterilmediğini görmekteyiz. Ancak 80li yıllardan sonra müzikle beraber teknolojinin de gelişme göstermesi ile birlikte, rapte kullanılan sample ( üst müzikler ) lar ciddi bir patlama göstermiştir. Bu sayede başta Amerika ve Avrupa olmak üzere birçok metropollerde rap müzik ve beraberinde kültürü yayılmaya başlamıştır. Rap müzik sanıldığının aksine sadece argo terimler içeren bir müzik değildir, hakeza kendi içinde birçok çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri; West Coast Rap; daha çok hayatın güzelliklerini, para ve kadını konu alırken, East Coast Rap; daha çok depresif, adaletsizlik, eşitsizlik gibi bireysel ve sosyal meseleleri ele alan bir çeşit olmuştur.

Yukarıda anlatılanları aklımızda tutarak rap müzik hakkında biraz daha gezinti yapalım. Lenin’in tabiriyle; dünya ezenler ve ezilenler olarak geçmişten günümüze var olagelmiştir. Bu nedenden dolayıdır ki, bugün Fransa’daki rapperların birçoğu siyah ya da Arap, İngiltere’de Hintli, Almanya’da ise Türk olmuştur. Çünkü ezilmiş olmak, ikinci sınıf insan olmak ve bu şekilde muamele görmek, bir yerlere ait olamamak; agresifleşmeyi, suçu da beraberinde getirir. Bilinen yargısıyla rap müzikte argo ve bol derecede küfür kullanımı da işte buradan gelmektedir.

Amerika’da beyaz adamın elinden alınmaya çalışılan hak ve adaletle boy göstermeye başlamış olan rap müzik, pop gibi müzik tarzlarıyla sadece ve sadece düzenin çarkında aşk ve güzellikleri işleyen popüler kültür ede bir anlamda isyan bayrağı çekmiş oluyordu.

Türkiye’de Rap Müziğin Tarihi

Öncelikle Türkiye'nin "rap"inin, TürkçeRap olduğunu söyleyelim. Türkler arasında rap ilk olarak yukarıda da söz ettiğimiz gibi Almanya’da yaşayan Türkler arasında yayılmaya başlamıştır. Almanya’daki Türkler 90lı yılların başından itibaren yöneldikleri Rap müziğin ülkemize taşınmasında öncü olmuşlardır. Böylece, Cartel’le beraber 95 yılında rap müzik ülkemizde ciddi anlamda boy göstermeye başlamış oldu.

Türkiye’de ve diğer ülkelerde rap müziğin ilk çıktığı yıllardaki argo üslubunun, dinleyici kitlesinin ve daha kaliteli, marjinal ve ehil rapperların artmasıyla bir anlamda entelektüel bir üsluba dönüştüğünün altını özellikle çizmek gerekir.

Türkiye’de rap sanılanın aksine büyük ilgi gördü ve ulaştığı kitle her geçen gün daha da büyümekte.Bugün, rapirlerin albüm satışlarının hızlı bir biçimde arttığına şahit olmaktayız. Lakin, ilk yıllarda rap müziğe karşı duyulan önyargı ortadan kalkmış, bugünlere gelinen noktada artık rap müzik "aileye ulaşan" bir müzik türü olabilmeyi başarmıştır. Yıllardır duyduğumuz "Her Türk şair doğar" anlayışını da hatırlayacak olursak, rap müziğin ehil rappirlerin ustaca lirikleriyle bir anlamda Türk insanının şiir ihtiyacını da karşıladığını söylemek sanırım abartı olmayacaktır. Bir başka neden ise, şüphesiz Türkiye’de rapin, diğer ülkelerde olduğu gibi etnik guruplar yerine, halkın tüm kesimlerine kucak açmasıdır. Tabiî ki de, sürekli olarak birbirlerine kırdırılmaya çalışılan, en temel değerleri, hatta dinleri bile değiştirilmeye çalışılan, gençliği para, seks ve uyuşturucu üçgeninde yok edilmeye çalışılan, bütün geleneksel, dini değerleriyle bir üçüncü dünya ülkesinin evlatları olabildiğince protest ve pesimist olacaktır.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

3/9/2008 - FRAKTAL NEDİR?????????

Kategori: Bilgi Kutusu

Fraktal

Sierpinski üçgeni; mutlak surette simetrik bir fraktal.
Sierpinski üçgeni; mutlak surette simetrik bir fraktal.
Bir fraktalı giderek yakınlaşarak izleyen bir animasyon. Simetriye dikkat ediniz.
Bir fraktalı giderek yakınlaşarak izleyen bir animasyon. Simetriye dikkat ediniz.
Fraktal
Fraktal

Fraktal parçalanmış ya da kırılmış anlamına gelen Lâtince fractus kelimesinden gelmiştir. İlk olarak 1975'de Polonya asıllı matematikçi Benoit Mandelbrot tarafından ortaya atıldığı varsayılır. Kendi kendini tekrar eden ama sonsuza kadar küçülen sekilleri, kendine benzer bir cisimde cismi oluşturan parçalar ya da bileşenler cismin bütününü inceler. Düzensiz ayrıntılar ya da desenler giderek küçülen ölçeklerde yinelenir ve tümüyle soyut nesnelerde sonsuza kadar sürebilir; tam tersi de her parçanın her bir parçası büyütüldüğünde, gene cismin bütününe benzemesi olayıdır. Doğada görülebilen bir örnek olarak bazı bitkilerin yapısı verilebilir.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

5/8/2008 - Bütün Dünyanın Ağladığı korkunç Resimler

Kategori: Bilgi Kutusu



1968 Eddie Adams, ABD
1 Şubat 1968. Güney Vietnam Polis Şefi Nguyen Ngoc Loan, Viet Kong'lu olduğundan şüphelendiği genci öldürürken...






1982 Robin Moyer, ABD
Beyrut'taki kamplarda katledilen Filistinli mülteciler... ABD'li Moyer, dayanılmaz koku arasında fotoğrafları çekmeye çalışırken İsrailli askerlerin şakalaştığını duyuyordu. Katiller hiç bir zaman yargı karşısına çıkmadı



1983 Mustafa Bozdemir, Türkiye
30 Ekim 1983'te Koyunören'de meydana gelen depremde, Türk annenin 5 çocuğunun ölüsünü gördüğün andaki tepkisi yürekleri parçaladı



1984 Pablo Bartholomew, Hindistan
Hindistan'da Union Carbide adlı ABD şirketinin kimyasal madde fabrikasından sızan zehirli gazlar, binlerce kişinin ölmesine ve sakat kalmasına yol açtı.



1985 Frank Fournier, Fransa
Kolombiya'da 12 yaşındaki Omayra Sanchez, Nevado del Ruiz Yanardağı'nın faaliyete geçmesiyle oluşan enkazın altında kaldı. Onu ayık tutmaya çalışan fotoğrafçının çabalarına rağmen 60 saat sonra bilincini kaybeden genç kız öldü...







1992 James Nachtwey, ABD
Somali'de bir anne, kıtlık sonucu ölen çocuğunun cansız bedenini kaldırıyor

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

5/8/2008 - TÜRK FİLMLERİ WASHİNGTON'DA

Kategori: Bilgi Kutusu

TÜRK FİLMLERİ WASHİNGTON'DA
Türk Sineması'nın son döneminde büyük ses getiren filmleri, Washington'da özel bir festivalde sergileniyor.

Türk sinemasının eski ve yeni beğenilen filmlerinden seçme bir grup film, Washington'da, Türk sinemasının yıldızları Hülya Koçyiğit, Şener Şen, Özgü Namal ve Mahsun Kırmızıgül'ün de katıldığı açılış resepsiyonunun ardından Amerikalıların beğenisine sunuldu.

İlk gün, Yavuz Turgul'un "Eşkıya" filmiyle, yönetmenliğini Özer Kızıltan'ın yaptığı "Takva" ve Kırmızıgül'ün ilk yönetmenlik denemesi olan "Beyaz Melek" filmleri, Washington'da Goethe Enstitüsü'nde gösterime sunuldu. Türk sineması üzerinden ülke ve sektör tanıtımının hedeflendiği Türk filmleri gösterimi, Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği'nin (TESİYAP) girişimiyle gerçekleştiriliyor. Washington'dan sonra New York'ta da devam edecek Türk filmleri gösterimi projesine Kültür ve Turizm Bakanlığı da destek veriyor. Washington'da dün de, yönetmenliğini Osman Sınav'ın üstlendiği "Pars Kiraz Operasyonu" gösterilecek

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

5/8/2008 - OSMAN YAĞMURDERELİ VEFAT ETTİ!!!

Kategori: Bilgi Kutusu
AKP İstanbul Milletvekili Osman Yağmurdereli vefat etti. Bir süredir kanser tedavisi gören Osman Yağmurdereli Kadıköy Acıbadem Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Yağmurdereli, yoğun bakımda tutuluyordu.saat 02.00 da kalbi durducenazesi yarın toprağa verilecek Yağmurdereli için ilk tören, yarın saat 14.30'da Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenecek.
Yağmurdereli'nin cenazesi, Fatih Camisi'nde ikindi vakti kılınacak cenaze namazının ardından Aşiyan Mezarlığı'na defnedilecek.SENİ HİÇ UNUTMUCAZ!!!
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfam ->

Hakkımda

Bu blogda istediğiniz derslerdeki ödevlerinizi veya bilgileri bulabilirsiniz.

Kategoriler

Arkadaşlarım

kalender2006
ozelegitimci
ilhankoruyucu
opalankok
blogdenizi
96bloom96
959866
winxwitchcornelia
09gamze09
pericikasena
papatyaoyun
disneyariel
bilgisayaregitimlerimiz
sedavesevda97
gulcincornelia
kavakyelleri821
sedobot
pcland
egirls
cemrehepsi1fan
enlerimiz
johnnybravofan
orjinalcizim
prenskaspiyan

Myspace Codes
Get your own free MySpace Cursor Code to add a MySpace cursor to your profile! Myspace Backgrounds