Bloguma uğradığınız için teşekkürler, burada Fen ağırlıklı olmak üzere bütün dersler ve diğer konulardan yazılarım var. Yorumlarınızı bekliyorum.
Ilginc bilgiler - ****************** BİLGİ DÜNYASI ***************** - Blogcu



****************** BİLGİ DÜNYASI *****************

30/11/2008 - ANITKABİR SANAL TURU

Kategori: Ilginc bilgiler
Anıtkabir'de sanal bir tur atmak isteyenler, bu adres tam size göre, ben baktım süper, girmenizi tavsiye ederim sayfamdan çıkmadan :)
http://www.360tr.com/anitkabir/
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

30/9/2008 - YERYÜZÜNÜN ENLERİ

Kategori: Ilginc bilgiler
YERYÜZÜNÜN ENLERİ
En geniş ülke 17 075 200 Km2 ile Rusya.

En küçük ülke 0,44 Km2 ile Vatikan.

En zengin üç ülke Kanada, Norveç, ABD.

En fakir üç ülke Sierra Leone, Nijer, Etiyopya.

En çok ülke ile sınır komşusu olan ülke 15 ülke ile Çin.

En uzun ve kesintisiz sınır ABD - Kanada arasında.

En çok dil konuşulan ülke Papua Yeni Gine'dir. 689 dil ve lehçe. (vay be)

En büyük dalga Alaska'nın Liyuya Körfezi'nde 9.07.1958 de 524 m olmuştur.

En derin yer B.Okyanus'ta Mariana adalarının doğusunda 10 923 m ile Challenger çukuru.

En büyük çöl Orta-Kuzey Afrika'da 9.065.000 km2 ile Büyük Sahra Çölü.

En yüksek dağ Nepal'de bulunan 8.850 m ile Everest.

En yüksek şelale Venezuella'da bulunan 979 m Angel Şelalesi.

En uzun nehir 6.656 km ile Nil Nehri.

En uzun asma köprü 5 Nisan 1998 de Japonya'da açılan 3.911 m. Akashi-Kaikyo Asma Köprüsü.

En şiddetli deprem 22.05.1960'da Şili'de gerçekleşmiştir. 9.5 şiddetinde.
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

30/9/2008 - GÜNEŞİN HİÇ BATMADIĞI YER

Kategori: Ilginc bilgiler

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

6/8/2008 - Bu fotoğraf 1994'de Sudan'daki kıtlık sırasında çekildi

Kategori: Ilginc bilgiler

[Resim]



Bu fotoğraf 1994'de Sudan'daki kıtlık sırasında çekildi ve fotoğrafçı Kevin Carter'a Pulitzer ödülünü kazandırdı...

Çocuk emekleyerek 1 km. ötedeki Birleşmiş Milletler yemek kampına gitmeye çalışıyor...

Arkasındaki akbaba çocuğun ölmesini bekliyor... Fotoğrafı çeken Kevin Carter, fotoğrafı çeker çekmez oradan ayrılıyor ve kimse çocuğa ne olduğunu bilmiyor.

Fotoğrafçı Kevin Carter 3 ay sonra depresyona giriyor ve intihar ediyor...

Ve dünya dönmeye devam ediyor...

Ve biz; kendimizi beğenmiyoruz, işimizi, aşımızı beğenmiyoruz, halimize şükretmiyoruz ve insafsızca Israf ediyoruz..
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

6/8/2008 - Fotoğrafçılık Tarihinin Unutulmaz Resimleri

Kategori: Ilginc bilgiler
Bu konuda fotoğrafçılık tarihinin unutulmaz resimleri yer almaktadır.

Fotoğrafçılık tarihinin unutulmaz resimleri için konunun tüm sayfalarını gözden geçirebilirsiniz.

[Resim]

1955 Mogens von Haven, Danimarka.28 Ağustos 1955'te çekilen bu fotoğrafta bir yarışmacı motokros şampiyonasında motosikletinden düşerken görüntülendi.


[Resim]

1957 Douglas Martin, ABD.
ABD'de sadece beyaz öğrencilerin devam ettiği Harry Harding Lisesi'ne kabul edilen ilk siyah öğrencilerden Dorothy Counts'ın okuldaki ilk günü. Tacizlere sadece 4 gün dayanabilmişti.

[Resim]
1960 Yasushi Nagao, Japonya12 Ocak 1960. Sağcı öğrenci, Japon Sosyalist Parti lideri Asanuma'yı öldürmeden saliseler önce...
[Resim]
1963 Malcolm W. Browne, ABD
Budist rahip Thich Quang Duc, Güney Vietnam Hükümeti'nin din adamlarına eziyet etmesini kendini yakarak protesto ediyor. Rahip yanarak ölürken hiç ses çıkarmadı ve kıpırdamadı
[Resim]
1968 Eddie Adams, ABD
1 Şubat 1968. Güney Vietnam Polis Şefi Nguyen Ngoc Loan, Viet Kong'lu olduğundan şüphelendiği genci öldürürken...
[Resim]
1972 Ut Cong Huynh, Vietnam
Güney Vietnam uçakları yanlışlıkla napalm bombasını bir köyün ortasına düşürdü. Fotoğrafçı (şimdilerde herkesin tanıdığı) küçük kızın yanan kıyafetlerini "Çok sıcak" diye bağırarak üzerinden atmasını unutamadığını açıkladı.
[Resim]
1984 Pablo Bartholomew, Hindistan
Hindistan'da Union Carbide adlı ABD şirketinin kimyasal madde fabrikasından sızan zehirli gazlar, binlerce kişinin ölmesine ve sakat kalmasına yol açtı.
[Resim]
1985 Frank Fournier, Fransa
Kolombiya'da 12 yaşındaki Omayra Sanchez, Nevado del Ruiz Yanardağı'nın faaliyete geçmesiyle oluşan enkazın altında kaldı. Onu ayık tutmaya çalışan fotoğrafçının çabalarına rağmen 60 saat sonra bilincini kaybeden genç kız öldü...
[Resim]
1989 Charlie Cole, ABD
Çin'de bir gösterici, demokratik reformlar için yapılan protestolar sırasında tankların karşısına dikiliyor
[Resim]
1975 Stanley Forman, ABD
Boston'da bir kadın ve bir kız apartmanın yangın merdiveninin çökmesiyle düşmeye başlıyorlar. Bu fotoğraf yılarca güvenlik kampanyalarında kullanıldı
[Resim]
1980 Michael Wells, İngiltere
Uganda'da açlıktan ölmek üzere olan bir çocuk ve bir misyoner.
[Resim]
1983 Mustafa Bozdemir, Türkiye
30 Ekim 1983'te Koyunören'de meydana gelen depremde, Türk annenin 5 çocuğunun ölüsünü gördüğün andaki tepkisi yürekleri parçaladı
[Resim]
1992 James Nachtwey, ABD
Somali'de bir anne, kıtlık sonucu ölen çocuğunun cansız bedenini kaldırıyor
[Resim]
1993 Larry Towell, Kanada
Gazze Şeridi'ndeki Filistinli çocuklar oyuncak tabancalarıyla...
[Resim]
1956 Helmuth Pirath, Almanya.
İkinci Dünya Savaşı'nda Sovyetler Birliği'ne esir düşmüş bir Alman yıllar sonra kızıyla buluşuyor
[Resim]
1958 Stanislav Tereba, Çekoslovakya
Sparta Prag ve Bratislava arasındaki şampiyonluk maçından bir kare. Fotoğrafçı bu kareyi çektiğinde henüz 20'sindeydi.
[Resim]
1962 Héctor Rondón Lovera, Venezuella
Sniper tarafından vurulan bir asker son anlarında papaza tutunuyor...
[Resim]
1994 James Nachtwey, ABD
Ruanda'da bu adam Tutsi isyancılarıyla konuştuğu gerekçesiyle askerler tarafından bu hale getirildi.
[Resim]
1995 Lucian Perkins, ABD
Çeçen savaşçılarla Rus ordusu arasında kalan Çeçen mülteciler otobüsle Grozni'ye yol alıyor. Otobüsün arka camından bakan çocuk ise tüm bu olanları sembolize etmek ister gibi...
[Resim]
1996 Francesco Zizola, İtalya
Angola'daki iç savaşta öldürülen ve şok içinde yaşayan küçük çocuklar...
[Resim]
1997 Hocine, Cezayir
Cezayir'de bir kadın ölü ve yaralıların getirildiği hastane kapısında ağlarken...
[Resim]
2001 Erik Refner, Danimarka
Pakistan'daki kampa hayata veda eden bir Afgan mülteci çocuk cenazesi için hazırlanıyor
[Resim]
1979 David Burnett, ABD
Tayland'daki mülteci kampında yemek dağıtılmasını bekleyen Kamboçyalı anne, bebeğini korumaya çalışıyor
[Resim]
1982 Robin Moyer, ABD
Beyrut'taki kamplarda katledilen Filistinli mülteciler... ABD'li Moyer, dayanılmaz koku arasında fotoğrafları çekmeye çalışırken İsrailli askerlerin şakalaştığını duyuyordu. Katiller hiç bir zaman yargı karşısına çıkmadı
[Resim]
1987 Anthony Suau, ABD
Güney Kore'de bir anne, Başkanlık seçiminde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla katıldığı gösteride tutuklanan oğlu için özür ve af diliyor.

A L I N T I D I R

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

5/8/2008 - İnsana benzeyen köpek yavrusu,inanılır gibi değil

Kategori: Ilginc bilgiler

Rusyanın en çok satan gazetelerinden Pravdanın internet sitesinde, yer alan mutant köpek yavrusu şoke etti. "Bir kadın yılan bebek doğurdu" ya da "kurbağaya benzeyen bebek doğdu" haberlerinden sonra, Rusyanın en çok satan gazetelerinden Pravdanın internet sitesi, bu kez de mutant köpek yavrusu haberi ile şaşırttı. Genetik bir mutasyon yüzünden diğer kardeşlerine hiç benzemeyen yavru köpek, bilim adamlarını bile şaşırttı. Yavru köpeğin hâlâ yaşadığı ileri sürüldü. Olayın yaşandığı Taylandda yavru köpeğin halini görenler kıyamet alameti gibi dedi..

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

5/8/2008 - ATATÜRKÜN TABUTUNUN AÇILDIĞI GÜN(9 kasım 1953)

Kategori: Ilginc bilgiler

Kefen sıyrıldı ve...

Özel solüsyonla ıslatılmış pamuk kitlesi kaldırılınca
Ata'nın
yüzü ortaya çıktı. Derisi kahverengi bir hal almış, ama hatları
bozulmamıştı.Sanki uyuyordu...

8 Kasım 1953 Pazar gecesi saat 23.00'da Prof. Dr. Kamile
Şevki
Mutlu'nun ev telefonu çaldı. Prof. Mutlu, Ankara Tıp Fakültesi
Histoloji ve Ambriyoloji Kürsüsü Başkanı'ydı.Patalogdu. Arayan
ise
Ankara Valisi Kemal Aygün'dü...
Aygün, "Hocam" dedi, "10 Kasım günü Atamızın naaşını
Anıtkabir'e taşıyacağız. Bunun için bir komite kurduk. Naaşı
geleneklere uygun olarak toprağa defnedeceğiz. Ancak bozulmadan
korunduğunu belgelemek için muayene etmenizi rica
ediyoruz."Prof. Mutlu
önce reddetti. Mutlu, o sırada 40 derece ateşle yatıyordu.
Hastalığını
gerekçe göstererek bu görevi bir başka meslektaşının yapmasını
rica
etti.Ancak Vali Aygün ısrarcıydı: "Ben sizi sarar sarmalar
götürürüm,
bu tarihi bir görev" dedi. Mutlu kabul etti ve 9 Kasım sabahı
Etnografya Müzesi'ne gitti. Başbakan Adnan Menderes oradaydı.
Meclis
Başkanı Refik Koraltan ve eski başkan Abdülhalik Renda
da...Mutlu,
görevden affını istemekle ne büyük hata ettiğini o zaman anladı.
Gerçekten
tarihi bir tanıklıktı bu...
Ata'nın gül ağacından tabutu, 4 Kasım günü, geçici
kabrinden
çıkarılıp müzenin holündeki mermer katafalka konulmuştu. Bir
hafta
boyunca sırayla öğrenciler, subaylar ve generaller katafalk
başında
nöbet tutmuştu. Nihayet tabutun açılma günü gelip de komite
üyeleri
tamam olunca Prof. Kamile Mutlu "Başlayın" talimatını verdi.
Bunun
üzerine tabutun vidaları söküldü. Tahta tabutun içinde madeni
bir
sanduka bulunuyordu. Bu sandukada gaz birikmiş olma ihtimali
düşünülerek önce bir burgu ile delik açıldı. Gaz ya da koku
çıkmadı.Sanduka
talaş doluydu.
Sandukanın içi, muhafaza solüsyonu ile ıslatılmış tahta talaşı
doluydu.
Bu talaş, naaşın ayak yönüne doğru toplandı. Talaşın arasında,
ağzı
kapalı ve içi sıvı dolu bir şişe bulundu. Bu,cesedi muhafaza
için
kullanılan solüsyondan bir numuneydi. Üzerinde terkibi
yazılıydı.Ata'nın naaşı beyaz kefene sarılmış, sonra kahverengi
bir
muşambayla kaplanmıştı.Sargıları açmaya başladılar. Herkes
nefesini
tutmuştu. Çünkü, "Naaş çürüyüp bozulmuş, çıkan gazlar tabutu
patlatmış,
nöbetçi er, kokudan bayılmış" diye bir sürü söylenti
geziniyordu. Ve 15
yıl sonra ilk kez Ata'nın yüzünü göreceklerdi.Kefenin sargıları
aralanınca Prof. Kamile Şevki Mutlu, orada bulunanların
yardımıyla
katafalka çıktı ve Atatürk'ün yüzüne baktı. Ata'nın derisi
kahverengi
bir hal almış, ama yüz hatları bozulmamıştı. Menderes sapsarı
olmuştu
Prof. Mutlu, gördüğü tabloyu daha sonra şöyle
anlatacaktı:"Yüzünü örten
ıslak pamuk kitlesi kaldırılınca Ata'nın heykel gibi duran yüzü
ile
karşılaştım. Uzun sarı saçlarından ince bir tutam, sol göz
kapağının
üzerine düşmüştü. Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'ndaki yatağında
uyuyor
gibiydi."
Prof. Mutlu, kenarda bekleyen komite üyelerini tabutun
başına
çağırdı. Onlar da tek tek tabutun içine baktılar.En başta
Başbakan
Adnan Menderes vardı. Koyu renk takım elbisesi içindeki Menderes
de
yanındakilerin yardımıyla katafalka çıktı,ürkek bir şekilde
aşağı,
tabuta doğru baktı. O an ne olduğunu Prof. Kamile Mutlu'dan
aktaralım: "Menderes çok heyecanlandı.Rengi sapsarı oldu. Bir de
baktım
ki, müzenin kapısına doğru gidiyor. Atatürk'ün yüzüne bakmadı.
Tahmin
ediyorum, kendinde o kuvveti bulamadı. En sona Abdülhalik Renda
kalmıştı. O da Ata'yla karşı karşıya gelir gelmez tabutun yanına
yığılıverdi.
Salondaki herkes Atatürk'ü tek tek gördükten sonra naaş,
tekrar
solüsyonla ıslatıldı. Ata'nın başı pamuklarla örtüldü ve vücudu
beyaz
kefenle sarıldı. Bu sırada bir komiser,orada görevli adli tıp
doçenti Dr.
Cahit Özen'in yanına yaklaşıp avucunda taşıdığı bir kâğıdı
gösterdi ve
şöyle dedi:"Bu kâğıdı,Atatürk'ün hemşiresi Makbule Hanım
gönderdi.Kefenin içine Atatürk'ün göğsü üstünekonmasını
istiyor."Doç.
Özen, kâğıda bir göz attı. Eski Türkçe bir şeyler yazılıydı.
"Böyle bir
kâğıdı Atatürk kabul etmez. Bize kızar, darılır" dedi.Komiser
kâğıdı
katlayıp cebine koydu ve uzaklaştı. Bütün işlemler bittikten
sonra
salonda bulunanlar naaşın iki yanından geçip hep bir ağızdan
besmele
çektiler ve cesedi yeni tabuta yerleştirdiler. Bu tabut da 15
yıl
içinde yattığı büyük gül ağacı tabutun içine konuldu. Üzeri
bayrakla
örtüldükten sonra kapağı kapatıldı.
Ve 10 Kasım sabahı, Ata'nın naaşı 15 yıl önce onu
Dolmabahçe'den Ankara'ya taşıyan top arabasına yerleştirilip son
durağı
olacak Anıtkabir'e taşındı. Artık ebediyen orada kalacaktı...
Atatürk'ün tabutu, Menderes'in huzurunda açılmıştı
Ata'nın 15 yıl Etnografya Müzesi'nde bekletilen naaşı,12
askerin
omuzları üzerinde oradan alınmış ve 136 asteğmenin çektiği bir
top
arabası ve matem marşı eşliğinde Anıtkabir'e taşınmıştı.Radyodan
naklen
yayımlanan o görkemli tören, en az 15 yıl önceki kadar
hüzünlüdür.Ancak
o törenden hemen önce yaşananlar, tarihçilerin pek ilgisini
çekmemiştir. Bilindiği gibi, Anıtkabir yapılana dek, Atatürk'ün
naaşının korunabilmesi için "tahnit" denilen bir işlem
yapılmıştı.
Gülhane Patolojik Anatomi profesörü Dr. Lütfi Aksu tarafından
gerçekleştirilen bu işlem sırasında naaşa, şırıngayla özel bir
formül
enjekte edilmiş ve üzerine formüllerin yapıştırıldığı iki küçük
ilaç
şişesi, Ata'nın koltuk altlarına yerleştirilmişti. Bu işlem
sayesinde
Ata'nın naaşı da -diyelim bugün Lenin'in mozolesinde olduğu gibi
-
öldüğü günkü haliyle korunabilirdi. Ancak İslam dini, ölünün
defnini
şart koştuğundan,geçici tahnitin bozulması şarttı.
Nakilden önce, bu işlem için bir komite kuruldu. O
komite,törenden bir gün önce, Başbakan Adnan Menderes'in
huzurunda
Atatürk'ün tabutunun açılmasını kararlaştırdı.Tabut açılınca
tahnit
bozulacak ve ceset çürümeye başlayacaktı.Bir başka deyişle
Atatürk'ün
(mumyalanmış gibi) korunmuş naaşını son görenler, o törene
katılanlar
olacaktı. Atatürk'le ilgili belgesel çalışmaları sırasında o
törene
katılanların bir kısmıyla konuşmuştuk.Bu yazıda yer alan
bilgilerin bir
kısmı o tanıklıklara, önemli bir bölümü ise değerli Atatürk
araştırmacısı Prof. Dr. Utkan Kocatürk'ün, Prof.Dr. Kamile Şevki
Mutlu
ile yaptığı sohbetten aktardıklarına dayanıyor.
Ata'nın yarım asır önceki son yolculuğu, sanırım bu
ayrıntılarla
daha da ilginç bir boyut kazanıyor.

Atatürk'ü son görenler anlatıyor:

'Yüzünde iki günlük sakal vardı'

Osman Ersoy ve Halide İntepe, 10 Kasım 1953'te
Etnografya
Müzesi'nde asistan olarak çalışıyorlardı. O yüzden 50 yıl önceki
o
töreni ve tabutun içindeki Atatürk'ü son kez görme fırsatı
buldular.
İzlenimlerini şöyle anlattılar:
• OSMAN ERSOY: "Sağlığında görmemiştim Atatürk'ü... Korkunç
heyecanlıydım. Biz çalışanlar, asistanlar, memurlar sıra ile
katafalka
çıktık. Oldukça sararmış ve küçülmüş bir çehre... 1 - 2 günlük
sakalı
vardı. Kaşları fevkalade iyi şekilde fark ediliyordu."

' Gözleri aralıktı'

• HALİDE İNTEPE: "Tabut kapanmadan en son gittim baktım.
Başı yana
doğru eğikti. Yüzü hiç bozulmamıştı. Azıcık sakalları çıkmıştı.
Hani
insan hasret giderek ölürse, gözleri aralık kalırmış ya, öyle
aralıktı
gözleri... Ama bir ölü yüzü yoktu. Uyuyor gibiydi."

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfam ->

Hakkımda

Bu blogda istediğiniz derslerdeki ödevlerinizi veya bilgileri bulabilirsiniz.

Kategoriler

Arkadaşlarım

kalender2006
ozelegitimci
ilhankoruyucu
opalankok
blogdenizi
96bloom96
959866
winxwitchcornelia
09gamze09
pericikasena
papatyaoyun
disneyariel
bilgisayaregitimlerimiz
sedavesevda97
gulcincornelia
kavakyelleri821
sedobot
pcland
egirls
cemrehepsi1fan
enlerimiz
johnnybravofan
orjinalcizim
prenskaspiyan

Myspace Codes
Get your own free MySpace Cursor Code to add a MySpace cursor to your profile! Myspace Backgrounds